Pazartesi, Ekim 18

ıslak pazartesiler..


Düşlerim su alıyor diye yazmıştım dün gece.. Hayattan bir tıpa talep etmiştim.
Şimdi bak sen şu evrenin gücüne.. Başka malzemesi yok sanırım bu sıralar, benimle uğraşıyor. Sen koskoca kuantumu yönet, sonra gel minik kartondan evinde uyuyan ahu'yu hallet afedersin..
Üç saatlik uykumdan, yataktan sökülme ritüelimle uyandım. Banyoya doğru yürürken ayaklarım ıslanınca bir gariplik olduğunu sezmiştim aslında ama yüzümü yıkamadan uyanamayanlardanım.. Suyu takip edince mutfak lavabomun borusunun patladığını keşfettim. Ben uyurken, evim suyla dolmuştu.. Üstelik pazartesiydi, bir sürü iş demekti, acilen ofise gidip her halta yetişmek demekti.. Film donar, fiş çekilir, içten bir çığlıkla güne başlarsın..

Bütün bunların üstüne vanam da bozulmuş olmasaydı belki daha metanetli davranabilirdim.. Ama balkona çıkıp yandaki inşaatta çalışan adamlardan yardım istemek zorunda kaldım. Sağolsunlar gelip vanamı kapattılar ve tesisatçılarını çağırdılar. Tabiki tesisatçı süpermen gibi birşey değildi, gelmesi saatleri buldu. Bu arada ben bir bornozu ve iki havluyu çöp ettim.

Bir de hay bin telefon yahu.. Hiç mi halden anlamaz, işledi resmen.. Ben paçaları sıvamış, saçları bantlamış yerlerde sürünürken önce bir basın gezisinin üç günlük programının üstünden geçtim..Sonra netleşen detayları sevgili müşterimle paylaştım. Yeni revizeleri vardı, yok konuşmacının geliş gidiş tarihleri değişmiş yok acaba tura şöyle mi başlasaymışım, yok daha geç bir uçuş yok muymuş.. Acaba kanat takıp popoma ben uçurabilir miymişim grubu.. Yok annem olmuyor öyle, olsa ayıpsınız yani billahi yapardım, yeterki sorun çözülsün.. Öyleyim ben, sorun çözülsün ancak öyle yaşayabilenlerdenim.
Ben hala yerdeyim, fıtığım yerinden oynamış, hönküre hönküre yer silerken bu sefer dernekten aradılar. Sen git pazartesi sabahı yönetim kuruşu toplan ve ahu'yu ara.. Olacak iş değil. Dokuz tane gayet mühim şahışlar hoparlörden beni dinliyorlar. Benim içime cif kaçmış afedersiniz, dolapların içi su içinde yüzüyor ben operasyon brifi veriyorum.
Oteller arıyor peş peşe, yeni hafta ya hepsi opsiyon peşinde.. ben bir cinnetin kıyısında. Bildiğin yüzüyorum diyorum birisine.. Çok yoğunsun biliyorum ama diyor, yok yok suda yüzüyorum diyorum.. Acıyor halime iki saniye, sonra hemen devam ediyor, yüzüyorsun biliyorum ama grubun durumu nedir..
Tesisatçı amca idareten bir yama yapıyor boruya, bak ama değişmesi lazım bunun ihmal etme diyerek gidiyor, beni tekrar korkusuyla başbaşa bırakıyor. Hemen giyinip ofise koşuyorum. O telefon hiç durmuyor.. Sanırsın ben dünyayı kurtarıyorum, nasa'da çalışıyorum, çekirdeğe ineceğim, ben olmazsam çocuklar öksüz kalacak.. herkes ağlamaklı bir ses tonuyla hemen çok acil isteklerde bulunuyor.. İçime içime ağlıyorum, biraz da başım dönüyor.
Ofise gidince değişen birşey yok. İki saat içinde hazırlanması gereken bir teklif bekliyor beni. Detay yok, işte bir gün bir toplantı organizasyonu yapacağız Antalyada bize fiyatlarınızı gönderir misiniz ahu hanımcığım. Lan ne zaman, nerede, kaç kişi, ne toplantısı, kalacak mı bu adamlar, onlar adam mı, amacınız nedir sizin.. Hazırlıyorum yine de.. Bir istek daha ardından, bu haftasonu bir toplantı yemek organizasyonumuz var, siz yapıyorsunuz.. Benim niye haberim yok lan.. demiyorum tabi bunu, tabiki de yaparız diyorum.. Bu arada bu haftasonu dört farklı şehirde organizasyonum var, muntazam bir şekilde kaç eşit parçaya bölünebilme yeteneğim var henüz bilmiyorum. Neyseki iş arkadaşlarım ve ben sanki çoklu doğmuşuz gibi hareket etme yeteneğine sahip insanlarız. Mantık çerçevesi içinde muntazam dağılıyoruz, çok ta gülüyoruz.

Aklıma Musa geliyor. Beni üç senedir hiç aksatmadan sabahları köşede bekleyen Musa. Hayır öyle şahane bir tip te değilim. Bildiğim tombik, sırıtık suratlı bir kızım nihayetinde. Ama Musa için dünyanın en beklemeye değer insanıyım.. İşin yok Musa, ne tür bir manyaksın acaba sen diyorum.. Sonra olur mu lan herif beni Godot yaptı, bekliyor, kıyamammm diyorum.. İki hafta önce adımı öğrendi, düşün üç yıldır çabalar daha yeni adımı öğrendi. Nişanlıyım ben demiştim ona, yok canım o kadar da değil demişti bana. Her yerimden solo hayat akıyor, yemedi tabi Musa.. o derece yani.
Karar veriyorum, sabah diyeceğimki bak Musa böyle böyle, senin dükkan eve yakın, benim ofis deniz aşırı, hatta benim bavul sürekli hazırdır.. biz evlenelim, sen evle ilgilen, bak daha borular değişecek, evin boyası da geldi geçiyor, daha aldığım aynaları monte edemedim süslü süslü, billahi baş edemeyeceğim ben, sen uğraş.. Bir de kablo sorunum var benim, evin heryerinden kablolar geçiyor, ona da bir çözüm bul be Musa..
Musa'yla evleneceğiz. Bir çift çocuğumuz olacak.. Bizim mahalle mektebine yazdırırız çocukları, bütün gün parkta oynarlar. hem Musa'nın dükkan parkın dibinde, babalarının gözleri hep üstlerinde olur..
Ben kışları eve geç gelirim. Çoğu zaman şehir dışında olurum.. Musa kendisine çıtır bir metres tutar. Hatta ben yokken evi ona temizletir falan.. Çocuklarım, anne diye ona sarılırlar.. Ben kavga çıkartırım, kadın olsaydın da dursaydın evinde diye bağırır bana Musa.. iki tane de tokat yerleştirir.. Çocuklar ağlar..

Velhasıl kelam.. Bütün bu kabusu yaşamamak için taşınmaya karar verdim. Artık Anadolu yakalı olacağım. Kendime yepyeni bir binadan ev bulacağım. Dört bir yana haber saldım. Şöyle ofisime de yürüme mesafesinde sıcak bir yuva kurmaya niyetliyim, yine solo olaraktan. Tebdili mekanda ferahlık varmış a dostlar.
Kolilemeye beklerim canlarım..

6 yorum:

  1. inan benim hiçbir suçum yok bu, boru patlamasında, su baskınında, inan ki yok. hatta seninle sabaha kadar da yazışmayı bekliyordum, çok güzel şarkılar eşliğinde. ama baktım senden artık yorum gelmiyor, "dinlediğimiz şarkılar eşliğinde uyudu" bu kız diye düşündüm. itirafımdır sayın hakim yazın, tutanaklara geçsin; "uyutmamaya çalışıyordum ahu'yu" :(
    ...
    çok büyük geçmiş olsun, ben olsam gitmezdim işe ama senin tam olarak mesleğin nedir, nerede çalışıyorsun bilmiyorum o yüzden işe gitmeseydin, kalsaydı lanet işler bir gün daha geriye" diyemiyorum o yüzden. hatta, bilseydim, şişli'den ne olacak gelirdim yardıma, tesisattan pek anlamam yalnız, toparlanmana yardımcı olurdu: ay şimdi bu da laf oldu yani, sanki hangi eşyanın nereye konulacağını biliyormuşum gibi, pehh!
    ...
    haftasonu yoğun bir yağmur bekleniyor, havalar da on dereceye kadar düşecek, bilgin olsun, sakin gezmeye gitmeyi düşünme ahu! bir de beşiktaş'ı terk etme beeeee!

    http://fizy.com/#s/1m2pmj

    YanıtlaSil
  2. içim kan ağlıyor inanki.. ama sanırım beşiktaşla vedalaşacağım.. bir şekilde ikna ettiler bugün beni iş arkadaşlarım.
    çok üzülüyorum ama beşiktaş beni düşünmüyor yahu :/
    hem köklerim burda benim :) geleceğim sık sık illaki..
    şarkı içime içime dokundu billahi beşiktaşla birleşince..

    YanıtlaSil
  3. hahaha ağlasam mı gülsem mi ben halime dedirten bir durum değil mi
    :)

    YanıtlaSil
  4. hislerime tercüman oldun elif :)

    YanıtlaSil
  5. Anadolu yakasında vardır bir musa ablak bakan her sabah çıkar karşına bellimi olur.
    Hayırlısı olsun diyem

    YanıtlaSil
  6. eheh musasız mahalle olmaz..
    evi buldum bu arada.. arkadaşlar buldu. TA ŞI NI YO RUM!.

    YanıtlaSil

üşenme, erteleme, vazgeçme, yorumla..