Pazartesi, Ağustos 9

thanks god its sunday


Aslına bakarsanız oldukça sıradan bir pazar gününe uyanmıştım..
Sadece biraz fazla uyumuştum o kadar.. Sıcaklardan olsa gerek, bir süreliğine beyin ölümüm gerçekleşmiş sonra Allah Baba "yazık yahu bu kız daha genç niye aldınız oluum bunu buraya" diye azrail efendiye azar çekmiş ve beni hayata geri yollamış olmalı. Uyandığımda saat 16:08'di.
Her zamanki gibi telefonumda on sekiz cevapsız arama, 3 mail, 5 mesaj, birkaç yüz tane grup yazışması kırmızı yıldızlarla beni bekliyordu. Ama bir gece önce sıcaklara dayanamayıp telefonumun mouse zımbırtısı kendini infilak ettiğinden hiçbirini okuyamadım..
Camdan baktım. Karşı penceredeki kız vantilatörü bacak arasına almış kitap okuyordu.. Alt kattaki dükkanın kapısı açıldı, dondurma imal etmeye abiler geldi.. Çapraz apartmandaki kadın balkonuna çamaşırlarını astı.. Bakkal amca yan binadaki kadının sarkıttığı sepetine ekmek, sigara ve soda koydu.. Seyyar overlokçu geçti ve ardından seyyar muslukçu tamirci.. Karşı apartmanın girişindeki merdivenle o kızla çocuk tekrar öpüştü, yazık be onlara, büyüsünler bir an önce de bir mekanları olsun, çekilmez böyle apartman aralarında falan..
Herkes yaşıyordu, olağanüstü birşey yoktu, asayiş berkemaldi...

Nerdeyse lafı edilecek birşey olmayacaktı, facebooku açmasaydım. Hede hödö bir sanal platformdan bir kalp krizi kadar ciddi mesaj almıştım. Sıradan, sakin pazar günüm terörize edilmişti.. Eski ve kıskanç olmadığını iddia eden bir sevgili tarafından gözaltına alınmış, kabaca tarif edilmiştim, kışt kışt diyerek uyarılmıştım. Asla yanıtını bulamayacak, yazık bir mesaj olarak kutuda kalacağına silmeyi tercih ettim. Sonra eski ve kıskanç olmayan kızcağızı düşünerek bir sigara içtim hatta biraz öksürdüm bile..

Tekrar camdan baktım.. Sokak boştu, günlerdir saklanan esinti boş bir poşeti kovalıyordu. Güneş göz kırpar gibi oldu.. O sırada telefonuma bir mesaj daha geldi, okuyamayacaktım zira mouse kendi kendini bozabilen ancak tamir edebilen bir zımbırtı değildi.
Telefonum çaldı, arayan eski sevgilimdi. Herkesin bir eski sevgilisi vardı işte, benim neden olmasındı.. hem o da kıskanç değildi..
Çocuk kalktı merdivenden, kıza doğru eğilip öptü.. Kız da kalktı, uzun uzun sarıldılar.. Sonra bir daha öpüştüler. Çocuk giderken eli gözü geride kaldı. Kız zile bastı, otomatik açıldı.. Çocuk köşeden dönmeden kıza el salladı.
Bir sigara daha yaktım, aşkla yaş ters orantılı gelişiyordu..

14 yorum:

  1. sevgili olmayı bilemeyen eski sevgili olmayı da beceremiyor yazıkki

    YanıtlaSil
  2. pazar günleri, yazıdan sonra da yaşanılmış pazar günleri.

    YanıtlaSil
  3. oysa yepyeni birşeyler söylemek gerek :)

    YanıtlaSil
  4. yenileri seviyorum ama eskiler daha cazip geliyor bana da :)

    YanıtlaSil
  5. Öykü tadında...Evde okunası kitaplardan sıkıldıkça sizi okuyorum... Dizüstü Edebiyatın sıraya alıp akıl almaz reklamlarla kitap okumakla alakası bile olmayan insanlara zoraki tükettirdiği zırvalıkları gördükçe üzülüyorum.

    Bana 3 blog yazarı say deseler Adınız çıkar ağzımdan.Diğer ikisine karar veremedim:)

    YanıtlaSil
  6. teşekkür ederim adsız, cidden çok sevindim sabah sabah.. mutluluk dansı yaptım içimden ;) bu arada ilk adsız da sen miydin?? :)
    Dizüstü Edebiyatın kitaplarını aslında farklı bir kategoride değerlendirmek gerekmiyor mu yahu.. bu sıcaklarda, özellikle canın da sıkkınsa çerez gibi gidebiliyor..

    YanıtlaSil
  7. ''heves'' ve ''zerre haz etmem'' ise kastedilenler evet bendim:)

    Bilmem komikler,ilginç üslublara sahipler ama yürüyen tanrı edaları yok mu işte o canımı sıkıyordur belki...

    Ama sen ;fikrini,zikrini,yaşını cinsiyetini,işini bile bilmediğin herhangi birinin yorumlarına bile değer veriyorsun...

    Senin yazıların kompozisyon sınavlarında hocaların eline tutuşturmak istediğim cinsten...Gerçi o günler geride kaldı ama...25 yaşında MEB'de Türkçe öğretmeniyim ve yazılarını çok sevmekteyim...

    YanıtlaSil
  8. ben eskiden senin öğrencilerin yaşındayken komposizyonlarım iyi reyting alırdı :) o zamanlar daha derli topluydum şimdilerde kafam karışık :S
    bu arada meslektaşız, ben de sınıf öğretmenliği mezunuyum ama farklı bir meslekte ilerledim..
    hadi hocam senin de bir ismin olsun.. aç bir blog biz de okuyalım..

    YanıtlaSil
  9. "aşkla yaş ters orantılı gelişiyordu"
    ne güzel bir tanımlama.

    YanıtlaSil
  10. insanların bir önceki yazısı bir sonrakinden daha iyi olur ama sende tersi oluyor...

    YanıtlaSil
  11. gelişme gösteriyorum yani :)

    YanıtlaSil
  12. bundan bunu mu çıkardın:)

    YanıtlaSil
  13. bulmacalı, bilmeceli konuşmaa :)

    YanıtlaSil

üşenme, erteleme, vazgeçme, yorumla..